Fatih Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (FÜSEM) ile (Bakü) Kafkas Üniversitesi (Qafqaz Universiteti) ‘Üniversite-İş Hayatı İşbirliğinde Türkiye ve Azerbaycan’ konulu bir çalıştay organize etti.



Bilgi çağında, kuruluşların ve toplumların sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmesinin en geçerli yolu bilgiyi etkili biçimde kullanmaktır. Bireyler ve kuruluşlar açısından eğitim, geliştirme, yeni bilgi üretme ve bu bilgiyi en doğru biçimde hayata geçirme fark oluşturan kabiliyetlerin başında geliyor.
Bu sebeple bilginin en üst düzeyde üretildiği üniversiteler ile söz konusu bilginin kullanıldığı piyasalar arasındaki işbirliği faaliyetleri toplumların kalkınmasında son derece önemli bir rol oynuyor.
    Kuruluşların küreselleşmesi ve çok-uluslu hale gelmesiyle birlikte üniversite-iş hayatı işbirliği konusu da giderek ülkelerin milli sınırlarını aşarak küresel bir boyut kazanıyor. Bu anlamda Türkiye’deki üniversitelerin, özel sektörün ve ilgili şemsiye örgütlerinin bu anlayış (paradigma) değişimine süratle ayak uydurmaları gerekiyor.
    İşte bu noktadan hareketle geçtiğimiz günlerde Fatih Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (FÜSEM) ile (Bakü) Kafkas Üniversitesi (Qafqaz Universiteti) ‘Üniversite-İş Hayatı İşbirliğinde Türkiye ve Azerbaycan’ konulu bir çalıştay organize etti. Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen ve büyük ilgi ile takip edilen program, söz konusu işbirliğinin iki ülke açısından da ne kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Öncelikle şunu belirtelim: Azerbaycan’da 1993’te savaş yıllarında, zor şartlar altında, mütevazı imkânlarla kurulmuş olan Kafkas Üniversitesi’nin (Qafqaz Universiteti) aradan geçen zaman içerisinde önemli bir mesafe kat ettiğini ve özellikle çalıştayın konusu olan üniversite-sanayi işbirliği alanında önemli hamleler yapmış olduğunu memnuniyetle ve biraz da şaşkınlıkla öğrenmiş olduk. Kafkas Üniversitesi yalnızca Azerbaycan’ın en büyük şirketleri ile (bunların başında Azersun Holding ve Petrol devi Socar geliyor) değil, uluslararası şirketlerle de (BP gibi) ortak pek çok yatırım ve proje gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmektedir. 20 yıl önce Türkiye’den büyük fedakârlıklarla oralara giden eğitim gönüllülerinin ve onları destekleyen cefakâr işadamlarının ekmiş olduğu tohumların meyvelerini vermeye başladığını görmek bizi oldukça duygulandırdı. Nitekim, üniversitenin akademik kadrosu başlangıçta büyük ölçüde Türkiye’den gelen öğretim üyelerinden meydana gelirken, bugün büyük çoğunluğu Kafkas Üniversitesi’nin veya Azerbaycan’daki Türk liselerinin mezunlarından oluşmaktadır. Üniversitenin mezunları ise ülkenin en seçkin kurumlarında oldukça iyi pozisyonlarda görevler almış. Bu durum da üniversitenin iş hayatı ile arasındaki köprüleri güçlendiren bir etki yapıyor.
    Azerbaycan ekonomisi son on yılda büyük gelişme göstererek Kafkasya’nın parlayan yıldızı konumuna gelmektedir. Bu gelişmede Türkiye ile ilişkiler önemli bir yer tuttuğu için Türkiye ekonomisinin istikrarı bu ülkeyi de yakından ilgilendiriyor. Azerbaycan’da gerek şirketlerin gerek ilgili kamu yetkilileri ve sivil toplum temsilcilerinin, üniversitelerle işbirliği konusunda uluslararası çözümlere sıcak baktığı dikkatimizi çekti. Zira hızlı büyüme önemli ölçüde yetişmiş işgücü, eğitim ve danışmanlık ihtiyacını ortaya çıkarmakta ve bu durum söz konusu alanlarda hatırı sayılır işbirliği imkânları ve fırsatlarını gündeme getirmektedir. Bir petrol ülkesi olan Azerbaycan, özellikle petrol ve petrol ürünleri, otelcilik ve turizm, bilişim başta olmak üzere hizmet sektörünün diğer kolları açısından gözle görünür fırsatlar sunuyor. Ayrıca gıda, inşaat, tekstil gibi klasik alanlarda da farklı işbirliği imkânları bulunuyor. Bu alanlarda doğrudan yatırım imkânları olduğu gibi stratejik ortaklıklar yolu ile de yatırımlar yapılabilir. Çalıştayda vurgulanan başka bir husus da Türkiye’nin son yıllarda üniversite-sanayi işbirliği konusunda önemli bir tecrübe elde ettiği ve bu tecrübenin Azerbaycan için büyük bir değer ifade ettiğidir. Üniversitelerde eğitim içeriğinin piyasanın ihtiyaçlarına uygun olarak güncellenmesi, piyasalara yönelik eğitimler, Ar-Ge, projelendirme ve bilgiyi ürüne dönüştürme süreçleri, kamunun bu süreçteki düzenleyici ve destekleyici rolü gibi konularda yapılacak tecrübe paylaşımlarının Azerbaycan için çok önemli olduğu altı çizilen konular arasındaydı. Son olarak işadamları dernekleri ve diğer sivil toplum kuruluşlarının da bu işbirliği sürecinde önemli bir katalizör rolü oynadığı ve her iki ülke arasında tecrübe paylaşımı ve işbirliği imkânlarının var olduğu ifade edildi.
    Çalıştayda vurgulanan diğer bir konu da üniversitelerin sürekli eğitim merkezlerinin (veya hayat boyu öğrenme merkezleri) rolü oldu. Sürekli eğitim merkezlerine üniversite-sanayi işbirliğinde önemli görevler düşüyor. Her iki ülke üniversitelerinin hayat boyu öğrenme konusunda ortak programlar düzenlemesi ve aralarındaki işbirliğinin kapsam ve niteliğini geliştirmesi üniversite-sanayi işbirliğinde yeni açılım getirebilir.
    Kısacası üniversite-sanayi işbirliğinde yeni bir döneme giriliyor. Bu dönemin parametrelerini iyi okuyan üniversite ve şirketlerin bu konuda önemli bir avantaj yakalayacağı, değişimi kucaklayamayanların ise yarınlarının oldukça sıkıntılı olacağı öngörülebilir. Bu sebeple yakın coğrafyamızdan başlayarak üniversite-iş hayatı işbirliği konusunda, ilgili tarafların daha küresel bir perspektifle uzun vadeli planlar yapması, küresel ekonomi ile entegre olmak isteyen Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin sürdürülebilir olması bakımından büyük önem taşıyor.
(*) Doç. Dr., Fatih Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (FÜSEM) Müdürü

Nicat Yusifov

Instagram